Aldatıldım Ne Yapmalıyım?

Romantik ilişkilerde aldatma çiftler için travmatize edici, hayal kırıklığına uğratan, ilişkiyi bitme noktasına getirebilen bir yaşantıdır. Aldatıldım ne yapmalıyım sorusu en çok kafa yorulan sorudur. Aldatma hem aldatan hem de aldatılan açısından farklı sorunların yaşandığı bir süreçtir. Aldatan açısından ilişkisini mahvetmek, her şeyi alt üst etmek gibi durumu ortaya çıkardığı için sonucunda pişmanlıklarla dolu bir süreçtir. Aldatılan açısından ise -ki en büyük acı ve ızdırabı, kızgınlığı, öfkeyi aldatılan kişi yaşamaktadır- terk edilmiş gibi hissetmek, yalnız bırakılmak, tercih edilmemiş hisleri yaşamak, başarısızlık duygusu hissetmek, geleceğe ilişkin hem ekonomik hem de duygusal sorunlar yaşatan bir süreçtir.

Bazı ilişkiler aldatma davranışı sonrasında sona ererken, bazılarının devam ettiğini görmekteyiz. Devam eden ilişkilerle ilgili farklı nedenler söz konusu olabilmektedir. Örneğin kendisini başarısız hissetmemek, çevreye karşı ne diyeceğini bilememek, eşi olmadan ekonomik anlamda ayakta duramayacak olmak, ailesi tarafından sahip çıkılmamak gibi nedenler bu nedenlerin başında gelmektedir.

En çok merak edilen soru ise aldatmadan sonra ilişkinin normale dönüp dönmeyeceğidir. Aldatan açısından derin bir pişmanlığın yaşandığının aldatılan eşe gösterilmesi, hataların tekrar etmeyeceğine dair yaşam tarzında değişiklikler olması, üzüntü ve pişmanlık duygularının eşler arasından açıkça konuşulabilmesi gibi durumlarda ilişkilerin yeniden devam edebildiğini görebilmekteyiz.

Affetme duygusu ve becerisi, aldatılan eş tarafından yaşandığında ise ilişkilerinin daha sağlam bir şekilde devam ettiği görülmektedir. Affetmek için bir önceki paragrafta yazılan davranışların aldatan eş tarafından sergilenmesi gerekmektedir. Ancak burada affetmenin, bir şeyin üzerini örtmek, yokmuş gibi davranmak olmadığını belirtmek istiyorum. Affeden kişi yaşadıklarının farkındadır. Ancak bir şekilde yine de ilişkisini devam ettirmek istiyordur. Bu nedenle eşini affetme davranışı sergiler ve ilişki devam eder.

Affeden kişinin yaşadığı olumsuz duyguların verdiği acının azalmasında aldatan eşin pişmanlık duyguları çok önemli bir etkendir. Pişmanlığın derin olması ve bunun davranışlarla gösterilmesi aldatılan eşin duygularında olumlu değişimin olmasını sağlamaktadır.

Evlilik ve ilişki terapisi alanında çalışanların sık karşılaştığı cümlelerden bir tanesi eşim beni aldatıyor cümlesidir. En çok merak edilen soru ise eskiye nasıl döneceğiz veya ilişkimiz eskisi gibi olabilecek mi? Onu affedebilecek miyim? Yaşadıklarımı nasıl unutabilirim?

Psikoterapi açısından bakacak olursak bugüne kadar aldatmanın terapisinde yüzde yüz etkili bir metodun bulunamadığı söylenebilir. Yaygınlığı ve tüm toplumlarda karşılığı olan bir olgu olmasına rağmen, genel geçer bir psikoterapi modeli bulunamamasının, aldatma kavramının zor doğası ile ilgili olduğu düşünülebilir. Bu nedenle bazı bilimsel çalışmalar aldatmayı ve kıskançlığı çözümü en zor üç psikolojik problemden bir tanesi olarak sıralamaktadır.

Bununla birlikte aldatma yaşantısının konu edildiği ilişki terapilerinde genel geçer, kabul görmüş başlıca bir terapi modeli olmasa da, aldatmanın bir ilişki problemi olduğu dikkate alındığında, aile ve ilişki terapisi modellerinin bu probleme yardımcı olmada faydalı olacağı kuşkusuzdur.

Aldatma yaşantısının görüldüğü ilişkilerin psikoterapisinde özellikle ele alınması gerekli olan ve çiftlerin ilişkilerinin hızla iyileşmesine yarayacak olan faktörler aşağıda ele alınmıştır.

Problemin Kökeni Ne?

Öncelikli olarak aldatma probleminin kökenleri hakkında bilgi sahibi olunmalıdır. Kişinin aile geçmişinde benzer hikâyelerin olup olmadığı önemlidir. Aile geçmişinde bulunan aldatma yaşantılarının kendi yaşamındakilerle benzerliğinin fark edilmesi terapi sürecinde yararlı olacaktır.

Ayrıca ailenin içinde bulunduğu kriz ve geçiş dönemleri dikkate alınmalıdır. Aldatma birçok faktörden etkilenen bir olgudur.

Aldatma davranışının kökeninde bir ruh sağlığı bozukluğu olup olmadığı da incelenmelidir. Klinik anlamda aldatma olasılığını arttıran bozuklukların sorgulanması gerekmektedir. Örneğin borderline sınır kişilik bozukluğu, dürtü kontrol bozukluğu vb. bozukluklar aldatma davranışı, sınırsız cinsel ilişki ve çatışmalı ilişkilere kaynaklık edebilmektedir (Masterson, 2008).

Çevresel Faktörler

Çevresel faktörler ele alınmalıdır. Kişinin içinde bulunduğu sosyal ortam, arkadaş ortamı, yakın çevresi, yaşam felsefesi ve kişinin kadın-erkek ilişkilerine bakış açısı derinlemesine irdelenmelidir.

Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Kültürel Faktörler

Aldatıldım ne yapmalıyım sorusunun cevabı toplumsal cinsiyet rolleri açısından da incelenmelidir. Toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel farklılıklar ilişkideki aldatma davranışını anlama ve açıklamada önemli faktörlerdir. Kadının evde olması gerektiğine inanılan, ekonomik anlamda ayakları üzerinde durmasına izin verilmeyen, farklı bir birey olarak ayrılma-bireyleşmesi desteklenmeyen bir cinsiyet algısında, erkeğin aldatmasının kabullenilmesi veya normal kabul edilmesi daha mümkün gibi görünmektedir. Buradaki normal kabul etme kadınların aldatmayı normal saydıkları anlamına gelmemektedir. Ancak aldatmanın yıkıcı etkilerinin daha az görüldüğü, evliliğin devam ettirildiği, kadının duygularının önemsenmeyerek erkeğin aldatma davranışının dolaylı olarak pekiştirildiği anlamına gelmektedir.

Aynı şekilde kültürel faktörler de aldatmanın anlaşılmasında önemli faktörlerdir. Her ilişki sosyal bir ilişki ağının alt parçasıdır. Çiftler içinde bulundukları sosyal ağın normlarını ilişkilerine yansıtırlar. Örneğin ülkemizde bazı bölgelerde resmî olmasa da erkeklerin ikinci-üçüncü kez evlilikleri normal karşılanmaktadır. Hatta bazı kültürlerde tek eşlilik zayıflıkla eş tutulmaktadır. Çok eşliliğin teşvik edildiği veya normalleştirildiği bir kültürel ortamda, evliyken başka bir ilişki geliştirmek, başka birisiyle evlilik ilişkisi olsun veya olmasın duygusal anlamda birliktelik arzusunda olmak normal kabul edildiğinden, aynı kültürel ortamdaki kadınların aldatmaya karşı bilişsel yaklaşımları, tam tersi anlayışa sahip kültürel ortamda bulunan kadınların aldatmaya karşı yaklaşımlarından farklılık göstermektedir.

Aldatmada Terapi Stratejisi

Aldatıldım ne yapmalıyım diye yardım talep eden bir danışanla çalışan psikoterapistlerin terapide izledikleri bazı terapi stratejileri aşağıda maddeler halinde gösterilmiştir:

  • Her iki tarafı da tutmak: Genelde aldatılan eş, eşini şikâyet etmek ve onu evliliğe bağlı tutmak amacıyla terapiye gelir. Psikoterapist aldatılan eşin bu gizli niyetine eşlik ettiği taktirde aldatan eş kendisini, psikoterapist tarafından da suçlanıyormuş gibi hissedeceği için terapötik ilişkinin oluşması zor olacağından, terapinin amacına ulaşması da zor olacaktır. Bu nedenle psikoterapistin tarafsız olması önemlidir.
  • Suçlama döngüsüne son vermek: Terapideki eşlerin birbirlerini suçlamaları halinde terapide ilerleme sağlanması zor olacağından öncelikle terapide birbirini suçlama döngüsünün kırılması gerekmektedir.
  • Çatışma çözmede adımlar: Aşağıdaki adımlar çatışma çözmede faydalı olacağı düşünülen adımlardır:
    • Ne için kavga ediyorlar?
    • Gerilimli noktaları neler?
    • Birbirlerini yanlış anlıyorlar mı?
  • Tartışma kuralları hakkında konuşmak: Çiftlerle aralarındaki iletişimin, geliştirici ve terapi hedefleri açısından ilerletici bir karaktere dönüşmesi için, tartışırken kullandıkları dil ve yöntem konusunda anlaşılması gerekmektedir. Çok sert tartışma ve eleştirinin olduğu iletişimde, duyguların ifade edilmesi için, özellikle öfkenin, birkaç dakikalık eleştiri veya düşüncelerini serbestçe ifade etme zamanı ayrılabilir. Sonrasında çiftler üzerinde anlaşılan kurallara göre çözüm üzerinde konuşabilirler.

Şema Terapi Kavramları İle Aldatma

Aldatıldım ne yapmalıyım sorusu çift ilişkilerinde oldukça etkili çözüm yolları olan şema terapi açısından önemli bir sorudur. Şema terapi, kişilerin sahip oldukları uyum bozucu şemaların, ilişkilerinde de onlara süreğen sorunlar yaşattığını varsaymakta ve kişilerin kendi uyum bozucu şemalarını devam ettirecek bir eşi kendilerine eş olarak seçtiklerini varsaymaktadır. Bu kapsamda yapılan bir çalışmada kopukluk ve reddedilmişlik alanındaki şemalara sahip olan kadınlarda aldatma eğiliminin yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Kopukluk ve reddedilmişlik alanı; tatmin edici ilişkiler kuramama ile birlikte, istikrar, güven, bakım, empati, sevgi, duyguların paylaşılması, ait olma, kabul ve saygı görme hususlarındaki yetersizlikle karakterizedir. Bu alana ait şemalar şunlardır:

Erkeklerde ise; zedelenmiş özerklik alanındaki şemalara sahip erkelerin aldatma eğiliminin yüksek olduğu görülmüştür. Bu şema alanındaki bireyler, içsel sınırlarda, diğerlerine karşı sorumlulukları yerine getirmede, uzun süreli amaç yöneliminde eksiklikler yaşamakta, diğer kişilerin haklarına saygı duyma, işbirliği yapma ve söz tutma konusunda yetersizlik yaşamaktadırlar. Bu alandaki şemalar:

  • Bağımlılık şeması
    • Dayanıksızlık şeması
    • İç içe geçmişlik ( gelişmemiş benlik ) şeması
    • Başarısızlık şeması

Şemalar, şema terapi teorisine göre üç farklı baş etme stratejisi ile işlevsellikte bulunurlar. Şema teslimi, şema kaçınması ve şemanın aşırı telafisi. Aldatma eğilimi yüksek bulunan zedelenmiş özerklik alanındaki şemalara sahip erkeklerin şemanın aşırı telafisi stratejisi ile işlevsellikte bulundukları tespit edilmiştir. Bu da bağımlılık, başarısızlık gibi şemalara sahip bireyleri aldatma eğilimini açıklamada anlamlıdır. Şemanın aşırı telafisi, sahip olunan şemanın gerektirdiği davranışın tam tersi bir davranışı göstermeyle karakterizedir.

Anne-Baba Kökeni

Anne – baba kökenine bakıldığında ebeveynlik algısı açısından;

  • Aşırı izin verici / sınırsız anne baba tutumu ile aldatma eğilimi arasında yüksek korelasyon bulunmuştur.

Bağlanma Stilleri

Bağlanma stillerinin araştırılması da aldatma davranışının açıklanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle sınırsız cinsel aktivitelerin ve aldatmanın gözlemlendiği Borderline sınır bozuklukta, bireyleşme/ayrılma kazanımının (ortalama olarak 18 ay ve sonrası) sağlıklı olarak atlatılmasının önemli olduğu belirtilmektedir. Anneden sağlıklı olarak ayrılıp bireyleşememiş bir çocuğun bu dönemde takılı kalarak yetişkin yaşamında sağlıklı ve uzun süreli ilişkiler geliştiremediği söylenebilir.

Bu tür çocuklarda baba tutumu da genelde işkolik, evden uzak veya tamamen pasif baba tutumudur. Tüm bu yaşantılar sonucunda aldatıldım ne yapmalıyım diye soran bir eş bırakabilmektedir.

Evlilikte Çatışma Ve Aldatma

Çatışma tüm evliliklerde karşılaşılabilecek bir durum olmasına rağmen evlilik ilişkisi açısından bakıldığından muhakkak ilişkiyi zedeleyecek bir olgu değildir. Genelde insanlar çatışmasız bir evlilik miti ile yaşarlar ve bu miti gerçekleştirmek için zaman zaman çatışırlar. Hatta çatışmasızlık mitini gerçek kılmak için çoğu zaman eşlerini suçlarlar ve ilişkilerindeki döngüsel nedensellik (eşlerin yaptıkları davranışların karşısındaki davranışı tetiklemesi ve kimin başlattığının önemli olmaması) ilkesini kabul etmekte zorlanırlar.

Çatışmanın ilişki içerisinde yaşanış şekli, düzeyi, yoğunluğu, şiddeti uygun düzeyde ise ilişkiyi yıkmak yerine geliştirici bir etkiye bile sahip olduğu söylenebilir. Belli konularda birbirlerine çatan insanlar, eğer aralarındaki ilişkide belli bir ölçüde sevgi ve saygı varsa, bu çatışmayı kendi lehlerine kullanabilmektedirler. Çatışmayı çözerken kullandıkları dil, çatışma konusu olan hususla ilgili olarak hissettikleri, çatışmayı çözüme kavuşturmak için bazen kendilerinden taviz verme davranışları gibi uyum sağlayıcı tutumların partnerle paylaşılması ilişkiyi geliştirici bir rol oynayabilmektedir.

Mutsuz evliliklere sahip bireylerin, evliliklerindeki çatışmalardan şikâyet etmeleri, çatışmalarda çözüme yönelik bir tutum sergilemek yerine çatışmayı körükleyen bir tutuma sahip olmaları nedeniyledir. Yani çatışmanın mutsuz evliliklerde yıkıcı etkiye sahip olması, çatışma ya da anlaşmazlığa düşme nedeniyle değil, eşlerin bu kriz anlarında gösterdikleri tepkilerle ilgilidir.

İlişki problemlerinde çatışmanın yıkıcı etkisini belirleyen hususların başında, kullanılan dilin niteliği gelmektedir. Aşağılayıcı ve eleştirici bir dilin kullanıldığı çatışmaların yıkıcı etkisi en yüksek olan çatışmalar olduğu söylenebilir. Ayrıca sürekli olarak savunmacı bir dilin kullanılması veya suçlayıcı tutumların sergilenmesi hem çatışmaları arttırmakta ve evlilik doyumunu düşürmektedir.

Çatışmanın aldatma kavramı ile ilişkisini inceleyen çalışmalar, çatışmanın yükseldiği yerlerde mutluluğun azaldığı ve evlilik ilişkisinin zedelendiğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda bakıldığında mutsuz bir evliliğe sahip olan eşlerin, evliliklerini mutlu olarak tanımlayan eşlere nazaran 4 kat daha fazla evlilik dışı ilişki yaşadıkları görülmüştür.

Evlilikte İletişim Ve Aldatma

Mutlu ve uyumlu bir birliktelik her şeyden önce sağlıklı ve yeterli bir iletişim ve eşlerin bundan sağladıkları doyumla gerçekleşir. Evliliğin kalitesi ve uyumun artırılması konusundaki önemli noktalardan biri eşlerden her ikisini de hoşnut eden iletişim türleri ve düzeyi üzerinde eşlerin anlaşmaları, fikir birliğine varmaları ve memnuniyet duymalarıdır.

Aldatmanın görüldüğü ailelerde bozulan unsurlardan bir tanesi de iletişimdir. İletişim, çatışmada olduğu gibi aldatma kavramı ile karşılıklı bir etkileşime sahiptir. Evlilik uyumu bozuldukça, eşler arasındaki iletişimin de bozulduğu görülmektedir. Aynı şekilde iletişim bozuldukça da evlilik uyumu bozulmaktadır.

Aile içinde kullanılan iletişim kalıpları, aldatmayı yordamada fikir verebilmektedir. Aşırı eleştirel dil kullanımı, evlilik tatminini azalttığı gibi evlilik bağına da zarar verebilmektedir. Yan unsurlarla birlikte değerlendirildiğinde sürekli eleştiri altındaki partnerin aldatma eğilimi gösterebileceği düşünülebilir.

Küçümseme ve saldırgan bir dil kullanma kişinin bir birey olarak benlik algısını zedeleyecek düzeyde ise evlilik bağını diğer unsurlarla birlikte ele alındığında zedeleyici bir rol oynayabilmektedir. Bu anlamda eleştirel dil, küçümseme ve suçlayıcı bir iletişim kalıbı kullanmanın evlilikte doyumla birlikte mutluluğu azaltacağı söylenebilir. Mutluluğun azaldığı ailelerde, evlilik dışı ilişkilerin yaşanma olasılığı, evlilik doyumunun olduğu ailelerdekine oranla daha yüksek olduğu gözlenmektedir.

Aldatma geride bırakılabilir mi?

Eşim beni aldatıyor. Aldatıldım ne yapmalıyım? Peki bunu geride bırakabilir miyim? Aldatmanın neden olduğu problemler, ortaya çıkardığı yıkıcı etki ve sadece aldatılan eş değil yakın çevredeki her bireyi etkileme gücü dikkate alınacak olursa; aldatmanın ailelerde travma veya bir kriz yarattığı söylenebilir.

Ailede kriz kavramını, ailenin yönetmekte zorluk çektiği bir süreç/durum olarak tanımlarsak; aldatmayı da bir tür kriz olarak tanımlayabiliriz. Krizler yönetilebilen olgulardır. Bu anlamda bakıldığında aldatma kavramından yönetilebilecek bir durum olarak ta bahsedebiliriz. Bölümün başlığındaki soru ifadesine geri dönecek olursak, aldatma yönetilebilen ve geride bırakılabilen bir kavram/olgudur diyebiliriz.

Aldatmanın yaşandığı ilişkilerde aynen bir ebeveynin kaybında olduğu gibi, yaşanan belli merhaleler ve gösterilen tepkilerle karşılaşmaktayız. Aldatmanın yaşanma şekli, süresi, sıklığı, kiminle olduğu, ne zaman olduğu gibi sorular aldatmayı yönetmede zorluk derecesini arttırıp azaltabilecek sorulardır.

Yas sürecindeki tepkilere benzer tepki ve süreçlerin aldatmada da yaşandığı söylenebilir.

Örneğin;

  • Şok
  • Öfke
  • Suçluluk
  • Uyum, aşamaları aldatma vakalarında gözlenebilen aşamalardır.

Aldatmanın ortaya çıkardığı duyguları tanımlayarak, aldatmaya eşlik eden diğer evlilik problemlerini ele alabildiğimizde aldatmanın etkisinin azaltılabileceği söylenebilir.

Aldatmanın geride bırakılması ile ilgili olarak, eğer geride bırakmak kavramından çıkarılan anlam, tamamen unutmak ise, bunun mümkün olmadığını söylemek gerekir. Eğer kastedilen; ilişkisi ile ilgili bazı hususlarda farkındalık kazanmak, uyumsuz ilişki kalıplarını öğrenmek, yaptığı tercihlerin sorumluğunu almak ve birey olarak kendi ayakları üzerinde durabilmeyi öğrenmek ise bu mümkündür. Bunun gerçekleştirilebilmesi için öne sürülen en önemli kavram affetme kavramıdır.

Affetme kavramı aldatma terapisinde sıkça kullanılan bir kavramdır. Empati ise affetme kavramının önemli değişkenlerinden bir tanesidir. Yapılan bilimsel çalışmalarda empati ve affetme kavramları arasında yüksek bir ilişki saptanmıştır.

Empati ve affedicilik arasındaki yüksek korelasyon cinsiyet açısından incelendiğinde ise; empatik erkeklerin kadınların tersine aynı zamanda affedici de oldukları tespit edilmiştir.

Affediciliğin ilişkili olduğu değişkenler incelendiğinde bağlanma stilinin önemli bir değişken olduğu görülmektedir. Bağlanma stilleri ve affedicilik arasındaki korelasyonun araştırıldığı bir çalışmada güvenli bağlanan bireylerin, kaçınmacı bağlanan bireylere oranla daha affedici oldukları görülmüştür.

Yine affedicilikle ilişkisi olduğu düşünülen “derin düşünce” (rumination) kavramı ele alındığında; derinlemesine düşünce arttıkça affediciliğin azaldığı ortaya koyulmuştur. Derinlemesine düşüncenin affedicilikle ters ilişkide olması durumu, aldatılan partnerin yineleyici düşünceleri, aldatan eşe karşı hissettiği öfke ve suçlamalar ve hatta geçmişteki tercihlerine ilişkin pişmanlıklarla açıklanabilir.

Derinlemesine düşünme kavramı, depresyonla birlikte araştırıldığında da yukarıdaki çalışmanın sonuçlarına benzer sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Tüm bu çalışmaların sonucunda derinlemesine düşünme ve depresyonun affediciliği yordadığı tespit edilmiştir. Derinlemesine düşünme ve depresyon arttıkça affetme azalmaktadır.

Affetme kavramının konu edildiği bir meta analiz çalışmasında, 175 çalışma ele alınmış ve bu çalışmanın sonucunda “niyet” kavramının affetme açısından önem arz ettiği görülmüştür. Buna göre kişi partnerine bilerek ve isteyerek zarar veriyorsa, bu durumda affetme davranışının ortaya çıkması daha zor olabilmektedir. Yani kasten zarar verme ve duygusal olarak yaralama ile affetme arasında ters korelasyon olduğu söylenebilir. Aldatma ile ilgili çalışmaların satır aralarından çıkarılabilecek başka bir sonuç ise özrün affetmeyi ortaya çıkarmada kolaylaştırıcı bir etki sağladığı sonucudur.

En nihayetinde aldatmanın geride bırakılması ile ilgili olarak şunu söyleyebiliriz; aynen hiç beklemediğimiz bir anda ebeveynimizin ölmesinde olduğu gibi, tamamen unutamadan, bazı burukluk ve pişmanlıklarla beraber yaşamaya devam edebiliriz. Bunu yapabildiğimiz anda aldatıldım ne yapmalıyım sorusu cevabını bulmuş olacaktır.

Kaynakça

Atkins, D.C, Eldridge, A., Baucom, D.H., Christensen, A. (2005). www.researchgate.net. İnfidelity and Behavioral Couple Therapy: Optimism in the Face of Betreyal. (Erişim tarihi: 3 Mayıs 2016)

Carpenter, C. (2011). Meta-Analyses of Sex Differences in Responses to Sexual Versus Emotional İnfidelity  Men and Women are More Similar Than Diiffirent, Psychology of Women Quarterly. 36(1)-25-37

Foreman, S. (2006). Zor Çiftler. Hilda Kessler (Ed.), Evlilik Terapisi içinde (s.218-239). İstanbul: Prestij Yayınları

Kantarcı, D. (2009). Evli Bireylerin Bağlanma Stillerine Göre Aldatma Eğilimleri ve Çatışma Yönetim Biçimlerinin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, , İstanbul.

Masterson, J. (2008). Borderline Yetişkinlerde Psikoterapi. İstanbul: Litera Yayıncılık

Tortamış, M. (2014). Evli Bireylerde Romantik Kıskançlık Düzeyi ve Aldatma Eğiliminin Şema Terapi Modeli Çerçevesinde Değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Temel, E.D. (2013). Mediating Role Of Marital Satisfaction In The Types Of Infidelity- Forgiveness, Trait Positive Affect-Forgiveness And Coping-Forgiveness Relationships In Married Men And Women. Yüksek Lisans Tezi. Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Aşağıda aldatıldım ne yapmalıyım konusunda bilgi verdiğim kısa bir video bulunmaktadır. Sorularınız olursa bilgi almak için sayfanın altındaki yorum bölümüne sorunuzu yazabilirsiniz.

Aldatma İle İlgili Bilgi İçin

Arayın veya Whatsapp üzerinden yazın

“Aldatıldım Ne Yapmalıyım?” için 7 yanıt

Merhaba öncelikle kolay gelsin çalışmalarınızda basarılar dilerim.

Ben derdimi nasıl anlatayım nerden baslıyayım bilemiyorum ama durumumu kendim ve etraftaki arkadaslarımında sözlerinden gözlemledigim kadarıyla kötuye gidiyorum fazla uzatmadan derdimi anlatayım umarım bir cevap verirsiniz yardıma ihtiyacım var cunku.

Ben 4 yıllık evliyim 1.5 yasında bir oglum var ve zaten klasik bebekten sonra esimle sorunlarım olmaya basladı onu cok seviyorum ve severek evlendik aslında anlatacagım dıs faktor olmasaydı cok kolayda asardık bu durumları ama bu sure zarfında netten bir bayanla tansıtım once dost arkadastık sorna olay ilişkiye dondu ama oda evli ve ben ankarada yasıyorum o istanbulda yaklasık 1 sene bu sekilde birbirimizi gormeden bu iliski boyle devam etti kamerada telefonda konusarrak hersey cok guzeldi ilk baslarda birbirimizle telefonda tum gun konsuyorduk daha sonra ortaya bazı yalanlar cıktı garip olaylar oldu cok uzun aslında anlatmak istiyorum ama cok uzun surer neyse kısacası ben bu kadına asık oldum oda bana asık oldu ama hep ilişkide baskın taraf o oldu beni hep ezidigini benden faydalanmaya calıstıgını dusundum ama bir turlu kopamadım ondan ben yaptıgım seyin yanlıs oldugunu falan gectim onuda belirteyim cok yanlıs birsey bu yaptıgım ama kopamıyorum kac kez ayrıldık ama olmadı yien birlestik ve en son gecen ay ilk kez bir araya geldik yüzyüze birlikte olduk hersey cok guzeldi aha farklı bri boyutta olucak derken son zamanlarda yine basladık kavgalara ben onu cok kıskanıyorum özellikle eşinden buna hakkım yok biliyorum ama kıskanıyorum onunla o evde olması onunla ortak birseler yapması aksam birlikte yatması falan cok zoruma gidiyor ve hergun bu yuzden nerdeyse kavga eder olduk acık olayım hergun kocanla sevistinmi tarzında aptalca sorular sormaya basladım biliyorum cok yanlıs ama kendime engel olamıyorum en sonunda yine patladı bu sekilde yurutemyicegini bana sevgisinin azalmaya basladıgını falan soyledi ve kendime gelmemi soyledi ne yapcagımı bilemiyorum bu kıskanclıklardan nasıl kurtulcam bilemiyorum artık benimle cok soguk konsuyor onu kaybetmekte istemiyorum ama işin özunde ayrılmamızın en dogru sey oldugunuda biliyorum ama bir turlu kopamıyorum ondan tutku deein saplantı deyin ask deyin ne oldugunu bende bilemiyorum eşimide seviyorum ama yok olmuyor kopmakta istemiyorum herhalde cunku seviyormuyumki acaba off bilmiyorum işte ne oldugunu yani sizden ricam ne olur bana bastan bu ilişkinin yanlsı oldugunu falan soylemeyin bende biliyorum yanlıs ama ben artık bunu kabullendim olmuyor yapamyıorum onsuz ne yapcam ben ya eşimede haksızlık ediyorum farkındayım delirmek uzereyim ve bu kadın birde müslüman degil ondua belirteyim yani o hic beni bu sekilde kıskanmıyor eşimle iligli baska seylerden baskalarından kıskanıyor ama benim yaptıgımı yapmıyor ve suandada bana karsı cok soguk mesafeli ben ona dun beni artık sevmiyorsun umursamıyorsun dedim aksam bana eşegin aklına karpuz kapugu kacırdın dedi ne yapmam gerek lütfen bi yardım edin bu kıskanclıklara nasıl son vericem onunla bu sekilde ayrılmak istemiyorum biliyorum bir sonu yok ama bu sekildede bitmesini istemiyorum umarım bi cevap veririsiniz simdiden tsk ederim.

Merhaba,
Öncelikle verdiğiniz ayrıntılar için teşekkür ederim, çünkü sorular cevaplanırken ne kadar çok ayrıntı varsa doğru cevabı vermek de o kadar kolay oluyor. Şimdi sorularınızın cevaplarına şöyle bir bakalım: Kişilik yapısı insan yaşamında önemlidir. Çünkü karşılaştığı problemleri, kişilik yapısı ile çözer insan… Kişiliklerde belli yapılar vardır ve insan çoğu zaman bu yapıların farkında değildir. Bu yapılar (şemalar) genelde kişiye sorun çıkarır. Ancak buna rağmen kişi bu yapıları terkedemez. Sorunuzdaki bazı cümleler, bilindik bazı şemaların yaşamınızda aktif olarak var olduğunu hissettiriyor.
Yazınızdaki en büyük vurgu, yaptığım şeyin yanlış olduğunu zaten biliyorum üzerine kurulu. Psikolojik destek veren uzmanlar çok yanlış yapmışsın gibi ifadelere başvurmazlar, çünkü danışmanlık hizmeti, başvuran kişileri bir yargılama hizmeti değildir. Zor durumda olan bir insanın yargılanmak en son isteyeceği şeydir, yargılama işini çevresi zaten yapmaktadır. Ancak bu vurguyu sıkça yapmanız özel bir anlam taşıyor olabilir. Örneğin insanların karşılaştıkları problemleri çözme yolları vardır. Bunlara baş etme mekanizmaları denilebilir. Herkesin başetme mekanizması farklı olmakla birlikte, belli kişilik yapılarında bazı ortak yanlar da mevcuttur. Örneğin halk arasında başının dikine gitme diye tarif edilen, problemlerde kendi marjinal çözümlerinin en doğrusu olduğuna inanmak yada alacağı kararlarda genellikle kendi bildiğini okumak. Kişi böyle bir yanı olduğunun farkında değildir. Benzer durumlarda genelde hep aynı hisseder ve aynı şeyi yapar.
Çözüm,,, sorumluluk kavramıyla yakından ilgilidir. Bir kişinin sorumluluğu olduğunu kabul etmesi, sorumlu davrandığı anlamına gelmez. Sorumlu davranmak iradenin aktif kullanılması ve bazen insana zor gelse de o zor yolda adım atabilmesini gerektirir. Sorumluluğa neden vurgu yaptım? Biz konuşurken şöyle deriz, örneğin, bir bardağı düşürüp kırdığımızda, bardak kırıldı deriz….bardağı kırdım demeyiz…kırıldı ve kırdım…ilkinde sorumluluk bardakta ikincisinde sorumluluk kıranda…sorunuzdaki bazı ifadeler bu açıdan dikkat çekici..örneğin “anlatacağım dış faktör olmasaydı kolayca aşardık”..o dış faktörün olması zaten sizin istemeniz ve izin vermenizle mümkün..eğer tersten okursanız yazdığınızı, eşinizle yaşadığınız problemlerin çözümü için aktif bir sorumluluk üstlenmemişsiniz gibi görünüyor. Yine başka bir ifadeniz, önce dost arkadaştık sonra olay ilişkiye döndü…olay döndü demek, bardak kırıldı demekle aynı…bardağı ben kırdıysam gerçekte, bu olayıda ilişkiye ben döndürmüşümdür o zaman….bu noktaların adını iyi koymak gerekir çünkü en son bölümde, ne yapmam gerek lütfen söyleyin demişsiniz. Bunun cevabı yukarıdaki cevaplarda gizli.
Aşık olmak kavramı da kişilerin, yanlış yorumladığı bir kavramdır. Aşk büyülü bir süreç değildir. Şema dediğimiz yapılar, kişileri, tetiklendikleri zamanlarda hep aynı türde hissettirmeye ve aynı davranışları sergilemelerine neden olur. Bu şemalar bizim çocukluk yıllarımızda edindiğimiz kalıplardır. (bu kalıplar sayesinde biz 50 kişi içinden sadece bir tanesinden elektrik alırız)… Örneğin, boyun eğme şeması olan kişiler, ilişkilerinde kendilerine hükmedecek, onları çekip çevirecek, istek ve arzularını görmezden gelecek bir eş bulurlar kendilerine. Ve böylece aman çatışma çıkmasın da benim isteklerim önemli değil, onun dediği olsun boş ver vb. hisler yaşarlar kavga anlarında. Genelde de kavgalarda seslerini pek yükseltmezler. Bu örnekteki gibi, bir şema kişiyi benzer durumlar da hep aynı şekilde davrandırır. Bu açıdan bakıldığında internette tanıdığınız kişinin ilişkinizde baskın olan taraf olması dikkate değerdir. Eğer diğer ilişkilerinizde de bu durumun örneği varsa, o zaman burası incelenmelidir. Mesela, eşiniz de ilişkinizde baskın olan taraf mı? Genelde kavgalarınızda sesini en çok yükselten en baskın olan kim? Eşiniz sizin istek ve arzularınıza karşı nasıl bir tutum içinde? Ailenizde herkese (mantık dışı) fedakarlıklarda bulunur musunuz? Ailenizden birisinin isteği ile eşinizin isteği çatıştığı zaman kendinizi arada kalmış gibi hissedip, iki tarafa da hayır diyemediğiniz olur mu? Bu sorular cevaplanması gereken sorulardır.
Diğer bir nokta, bir türlü kopamadım demişsiniz. Sorumluluk almakla ilgili bir nokta burası da..Örneğin kopmak için neler yaptınız…Aldığınız kararlar gerçekçi kararlar mıydı ve siz bu kararları ne kadar bir inançla uyguladınız…örneğin o bayanla dışarıda buluşmuşsunuz…Bu büyük bir adımdır…Bu adımınızla karşılaştırdığınız zaman, kopmak için attığınız adımlar ne kadar sahici adımlardı? Bu noktaya gelmişken, onunla buluştuğunuzda, “ilişkimiz tam da farklı bir boyutta olacaktı” diye kastettiğiniz nedir? Yani ilişkiniz ile ilgili zihninizdeki planınız neydi…Sahip olduğunuz şemalar açısından bu önemli olabilir…Mesela onunla düzenli buluşup, yıllarca sürecek bir ilişki mi tasarlıyordunuz? Bir süre sonra ikinizde eşlerinizden boşanıp evlenecek miydiniz? Yada bir süre daha birlikte olup, biraz farklı heyecanlar yaşadıktan sonra ayrılacak mıydınız? Sizce zihninizde ne vardı?
Mesela o sizi bırakırsa ( hani güya bir kere eşeğin kulağına karpuz kabuğu kaçırmışsınızya ), kendinizi nasıl hissedersiniz? Terkedilmiş gibi mi? Terkedilmenin sizin için anlamı nedir? Daha önceden hiç terk edileceğinize inandığınız zamanlar oldu mu? Örneğin çocukluğunuzda…Ya da başka nasıl hissettirdi? Yada o sizi neden terk eder? Sevmediği için mi? Sevilmemek sizin için ne anlama gelir? Bu sorular da önemli sorular….
Başka bir husus da, aşık olduğunuzu düşündüğünüz o bayanla ilgili…Onun bu ilişkiden çıkarı ne? (manevi olarak soruyorum, maddi bir çıkardan bahsetmiyorum) Bazen karşı taraf açısından düşündüğümüz zaman içimizdeki duygularda bir hafifleme hissedebiliriz…Onun mantığı ile olaya bakmak lazım…Bunu yaptığınız zaman büyük ihtimalle o, ilişkide yönlendiren taraf olmaktan çıkacaktır. Mesela o neden böyle bir ilişkiye ihtiyaç duymuş olabilir (o Müslüman değil demişsiniz…kişinin dini ona kıskanma kıskanmama, evlilik dışı ilişki yaşamada rahat hissettirme gibi lüksler vermez…Kıskanmak yada kıskanmamak kişinin karakter yapısı ile ilgilidir (ayrıca kıskançlık duymayan insan yoktur) ve de Müslüman olmayan kişilerde de aile yapısının güçlü olması gerektiği ile inanç vardır…)Yani onun Müslüman olmaması, böyle bir ilişkiyi yaşamasına neden olmuş olamaz…En basit ifadeyle o da kocasını aldatıyor…neden? Hem onunla hem de sizinle çok iyi bir ilişkisi mi var? Bu zayıf bir ihtimaldir diye düşünüyorum…
Son noktaya gelince, siz hayal ettiğiniz zaman, o bayandan nasıl ayrılmayı hayal ediyordunuz? Şu anda nasıl ayrılsanız kendinizi rahat hissederdiniz? Bu sorulara verdiğiniz cevapları, gerçekçi olup olmadıkları yönünden kritik edin…Yani gerçekten şöyle bir ayrılma olabilir mi: siz onunla bir birliktelik yaşamışsınız, ama sonra kendinizi kötü hissetmeden ayrılıyorsunuz…büyük ihtimalle bu çok zor…yani yaşadığınız ilişkinin sorumluluğu ve ağırlı ile ondan ayrılabilirsiniz ancak…Ve de alacağınız ayrılma kararının güçlü olmasından ziyade, gerçekçi ve uygulanabilir bir adım olması daha önemlidir…Örneğin ona ayrıldığınızı ifade edip, bilgisayarınızı kapatıp, telefon numarasını silip, onunla konuştuğunuz saatlere farklı bir etkinlik koymak yararlı olabilir…Bunlar sizi sadece fiziki olarak ondan uzaklaştıracak olan adımlardır….Bundan önce yaşamınıza yön veren şemalarınızı tespit etmeniz gerekmektedir…. Sağlıcakla kalın…Şemalar ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için k.buraksalimoglu@hotmail.com adresine mail atabilirsiniz.

Merhaba.Öncelikle sorulara böyle detaylı cvplar verdiğiniz için teşekkürler.
Ben 3 yıllık evliyim vede 1,5 yaşında bir oğlum var.eşim ve benim 2. evliliğimiz.rüya gibi başlayan bir ilişki idi benim açımdan.kadına değer veren,saygı duyan,kıymet bilen bir adam ile evleneceğim için kendimi çok şanslı kılanlardan idim.Herşey başta güzeldi.benim erkeklere olan güvensizliğimi ortadan kaldıran tek adam idi.hiç onu takip etme,araştırma olaylarına gerek duymuyordum.ona sonsuz güven doluydum,ta ki 2 aylık hamile iken sanal ortamda beni aldattığını gördüm.işte ogün aslında ona olan tüm güvenimi kaybetmişim sanırım.sonra herşeyini didik didik etmeye başladım.eski bilgisayarının içini,iş çantasını,cüzdanını,telefonunu vs.ve boşta çıkmadı.daha önceden benimle nişanlıykende sanal ortamda kaç kez aldatmış.cinsel anlamda birşeyler yaşanmış.hamileyken olması onu affetmem için kalbimle beynim arasında kalmama sebep oluyordu.nişanlıyken olması onu affetmeme bir sebep olmadığını söylüyo.ilişkimiz o kadar heyecanlı iken,başkalarında ne arıyosun sen daha.şimdilerde bu güven sorunu ben tarafında kocaman bir dağ gibi engel.onu seviyorum ama affedemiyorum.
Eşimin ilk evliliğinden bir kızı var.onunla ilgili konularda zorda kalınca yalan söylediğini farkettim.halbuki herzaman yanında ona anlayışlı ve destek olan bir eş oldum.bunu oturup kaç kez konuştuk.

Hem bu yalan meselesini,hemde aldatılma işlerini artık bunların bittiğini söylüyo.herşeyin eskisi gibi olacağını söylüyo.
BENİM çok ümidim olmasada inanmak istiyorum.lütfen yazın,desteğinize ihtiyacım var.burda yazarak anlatmak çok zor,biraz karışık oldu,kendimi çok fazla ifade edemedim belki ama aldatılan kadın ne yapmalı?Teşekkürler.

Merhaba,
İkinci evlilikler zordur. Hem kadın hem de erkek, daha önceki ilişkilerinden arta kalan olumsuz yaşantılarının olumsuz yüklerinden kolay kolay kurtulamazlar. Ancak bu hiç bir zaman kurtulamayacakları anlamına da gelmez. Bir noktaya dikkatinizi çekerek sorunuzun asıl cevabına gelmek istiyorum…Kuşkuculuk diye isimlendirdiğimiz olumsuz bir şema var. Genelde çocukluk yıllarında oluşur ve yetişkinlik dönemi boyunca da kişiye problem çıkartır. Kuşkuculuk şemasına sahip olan bir insan, kuşku duyduğu insanın kendisini sürekli kandırdığını, onu kullandığını hisseder. Bu his çok kuvvetlidir. Bir türlü bu hissi içinden atamaz. Bu nedenle çoğu zaman abartılı hareketler yapmaya başlar. Örneğin eşinin bütün internet şifrelerini ele geçirmek, bütün ajandalarından haberdar olmak, bütün arkadaşlarını en ince ayrıntısına kadar tanımak hatta onu takip etmek….vs….Bütün bunlar vakit alan yorucu işlerdir. Ancak kişi kuşkuculuk şeması sayesinde bu davranışları sergilemek zorunda hisseder. Bir de az önce saydığım davranışlara gerçek olaylar neden olur….Örneğin aldatılmak….Kişi aldatıldığını kesin olarak öğrendiği zaman, eğer ayrılmayacaksa, hatta ayrılacaksa bile yukarda sayılan davranışları yapmaya başlar…Bu davranışların hangi nedenle yapıldığı önemlidir. Eğer kuşkuculuk şemasından dolayı yapılıyorsa, bu davranışlar için abartılı, gerçek dışı diyebiliriz. Ancak gerçek bir aldatılma olayından sonra yapılıyorsa, aşağılanmış,hakaret edilmiş, haksızlığa uğramışlığın verdiği olumsuz duyguların deşarj edilmesi bir öfke boşaltımı amacıyla yapılıyor diyebiliriz. İkincisi belki eş ve dostun yardımıyla geçer ancak birincisi zamanla iyileşmez. Kişilik yapısında kendisine sorun çıkaran bir yan olarak yerini korur.
Şimdi gelelim “aldatılan kadın ne yapmalı” sorusunun cevabına….Bu soru psikolojik yönden cevaplanması zor bir sorudur. Böylesine kötü bir olay kişinin başına gelmeden önce ” başıma gelse hemen boşarım” şeklinde cevaplanırken, bu kötü davranışa maruz kalınca kişisel ve sosyal nedenlerden ötürü kişinin boşanmakta zorlandığı görülür. Çünkü söylendiği kadar kolay bir iş değildir boşanmak. Bir kaç faktörü dikkate almak gerekir…Öncelikle eşinizin sizinle olan ilişkisinin niteliği…Eğer ilişkinizde sizi tatmin eden, mutlu eden, ileriki yıllarınızın hayalini kurabildiğiniz bir yuvanız varsa bu kötü dönemi atlatmak sizin için daha kolay olacaktır. Ancak bu yönler ilişkinizde zaten yoksa aldatılmanın akabinde bazı şeylerin olumlu yönde gelişmesi yine çok zor olacaktır. Burada, aldatıldıktan sonra evliliğine devam etmek gibi bir seçenek oluştuğunun farkındayım…Kimseyi de böyle bir şeye teşvik etmek gibi bir niyetim olmadığını da belirtmek isterim…Çünkü aldatmak hem insani olarak hem dinen çok aşağılık bir davranıştır. Karşısındaki insana ( ki o insan eşi ) yapılan unutulamayacak derecede onursuz bir davranıştır. Ancak sosyal yaşantıda insanlar boşanmaya bu kadar kolay karar verememektedir. Dolayısıyla bize düşen görevin kişileri boşanmaya yada boşanmamaya zorlamak olmadığını düşünüyorum. Bize düşen evliliğe devam ettiğinde yada etmediğinde olacaklarla ilgili hatırlatmalarda bulunmaktır.

Ayrıca şunu kesin olarak söyleyebilirim, hamilelik aldatma için kesinlikle bir neden değildir. Çünkü cinsel ilişki hamileliğin son haftalarına kadar gerçekleştirilebilmektedir. Ayrıca kişinin her an cinsel ilişkiye girmek gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır. İnsanlar gerçeklik ilkesi dediğimiz, bazı isteklerini erteleyebilme kabiliyetine sahiptirler. Bunu sadece çocuklar ve hayvanlar yapamaz. Dolayısıyla hamile olduğum için onu affedebilirim diye düşünmek, yaşadığınız sıkıntıyı yok saymak, mantıklaştırmak gibidir. Ancak siz yine de affetmek istiyorsanız, durumu açık açık ortaya koyarak affedin. Yani hamile olduğum için seni affediyorum şeklinde değil. Çünkü hamile olduğunuzda aldatılmayı hak ettiğinizi düşünmek, doğumdan sonra vücudunuz deforme olduğunda da hatta 40’lı yaşları geçtiğinizde yani her an bunu hak ettiğinize inanmayı gerektirir. Oysa bu doğru olamaz.Son olarak, eşinize şans verip vermemek sizin kararınız. Ancak onu en ince ayrıntısına kadar kontrol etmeniz hem size hem de ona bıkkınlık verecektir. Mutluluklar…

merhaba 1 buçuk yıllık bir ilişkim var erkek arkadaşımın bana olan sevgisinden şüphem yok fakat o biraz çapkın ve benim bunu kabul etmemi istiyor reelde olmasa da sanalda flört ettiği insanlar oluyor ve benim bunlardan haberim oluyor ne yapmam gerekiyor bilmiyorum bunu ona açsam kavga gürültü çıkacak eminim ve kavga etmek aramızın bozulması en son isteyeceğim şeylerden birisidir ne yapmalıyım bana yardımcı olun lütfen

merhaba aysel hanım,
Kişilik yapımızın içinde, bize sorun yaşatan bazı yapılar vardır. Bu yapılara şema deniyor. Bu olumsuz şemalar bazı durumlarda yapmamız gereken mantıklı davranışları yapmamızı engeller. Sorunuzda bahsetiiğiniz, flörtleri mazur görmeye çalışma yada sorun çıkmaması için konuyu açmamak. Sizinle ilişkisi varken, erkek arkadaşınızın başkasıyla flört etmesi kabul etmeniz gereken bir durum değil. Şema Nedir? linkinde boyun eğicilik şemasından bahsediliyor. Bu şema kişileri çatışmadan uzak tutmak için, geri çekilmelerini tavsiye eder. Bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim…Sağlıcakla kalın

Merhabalar Biriyle kısa süreli bir ilişkim oldu yaklaşık 4 ay önce bitti adamın şimdi yeni sevgilisi var. geçen gün karşılaştık yanında sevgilisi de vardı o günden beri her akşam beni telefon dan arayarak ya da mesaj yollayarak rahatsız ediyor ne dediysem umursamıyor.beni özlediğini söylüyor benimle görüşmek istiyor. cevap vermediğim zamanlarda da rahatsız ediyor. (örneğin ‘sen beni özlemedin mi?’diye soruyor cevap vermiyorum ikinci mesaj olarak ‘biliyorum sende beni çok özledin bu özlemi gidermemiz lazım’ diyor.) ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. adam sevgilisini benimle aldatmak istiyor ve bu beni çok kötü hissettiriyor ben öyle biri değilim ne yaptım da benim bu iğrençliği yapabileceğimi düşünüyor onuda bilmiyorum. ne yapmam gerektiği konusunda bana yardım edebilir misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir