Kategoriler
Genel Genel Psikoloji Şema Terapi

Eşim Bana Karşı Çok Soğuk

eşim bana karşı soğuk ve sert

Bu yazıda bir takipçimden gelen soruyu cevaplayacağım. Sorusunun ana temasını şu cümle ile özetleyebilirim: Eşim bana karşı soğuk ve sert.

Eşim Bana Karşı Soğuk ve Sert Konusundaki Soru Şöyle

Merhaba ben iki buçuk yıldır evliyim. Öncesinde dört yıl flört dönemimiz oldu. Ben de eşim de öğretmeniz. Ben 32, o 33 yaşında. Çocuğumuz yok. Bizim evliliğimizde sevgimizden başka hiçbir ortak dünya görüşümüz yok. Beni sürekli onu boğmakla, kısıtlamakla, yobaz olmakla suçluyor. Bir örnek olarak; daha dün alışveriş merkezinin garajında iki araç arasından yaya olarak geçmemiz gerekti. Karşıdan gelen bir bayan vardı, aynı mesafedeydik. Eşim ona yol verdi, bende biz daha yakınız diye hızlı bir şekilde kızın yanından geçtim. Baktım eşim beni bırakmış bayana yol vermiş. Ben ona bunun için tepki vermedim ama o beni yol vermediğim için yobazlıkla, kıskançlıkla suçladı ve benim davranışımı bir hayvan ismi kullanarak niteledi ki ben bunu yakıştırıp yazamıyorum.

Daha sonra konuyu çift taraflı olarak uzattık. Alışveriş merkezini terk ettik, eve geldik. Ona kendimi anlatmaya, gereksiz bir konu olduğunu söylemeye çalıştım ama o bana aşağılayıcı kelimeler kullandı. Hem de birden fazla: 

Beyinsiz, salak, seninle geçen her iyi şeye pişmanım, mutlu değilim. Görgüsüz yobaz. Daha fazlasını sayamıyorum. Daha önce bir tartışmada hakareti olmuştu ve ben bir daha olursa gideceğimi söylemiştim ama bunu tekrarladı. İşin kötü yanı, ben gidemedim. Onunla geçen iyi günlerimi ki normalde bana işten her gün aşk mesajı atan, gözümün içine bakan bir eştir; onunla geçen iyi günlerimi düşündüm, hata yapmamak için kaldım. Onu affettim belki ama kendimi affedemiyorum.

Soru İlişkiyi Sonlandıramamakla Devam Ediyor

Ona karşı hiçbir muhtaçlığım olmadığı halde sevgisini esirgediğinde dünyam kararıyor. Beynimi yutuyorum sanki, her defasında bu zaafımdan dolayı barışıyorum, sonrasında özür diliyor, söz veriyor, sinirden oldu diyor ama kalp bu; kırıldığı zaman zor düzeliyor. Her kavgamıza milattan önce geçmiş diye tabir edeceğim bir olay ekliyor. Kinci, inatçı, intikam almaya çalışıyor gibi davranıyor. En sevdiğim der bana her zaman, en nefret ettiği gibi davranıyor. Hangi yüzüne inanayım bilemiyorum. Kıskanç olduğum doğrudur ama eşim de bu duyguyu tetikleyecek şeyler yapıyor. Örneğin en samimi arkadaşı eşli bir ortamdayken, okuldan bir bayanı eşime soruyor ve eşime manken diye lakap takmış. Bu bayanın adını tekrarlayıp duruyor. 

Başka bir örnek, eşim alt katımızdaki fırında kahvaltı eder ben okuldayken. Orada iki tane de bayan var. Arkadaşı buna ekmek al, bize ekmek al ya da pasta getir, ekmek taze mi falan diye mesajlar atıyor. Ben kızıyorum buna ama yine suçlu ben oluyorum. Beni kontrolcü, yargılayıcı, kıskanç olmakla suçluyor. Bu durum yanlış anlaşılabilir, fırında takılma diyorum; hala gidiyor eşim. Sessiz kalırken o ve eşi gülüyorlar. Arkadaşını bu yüzden sevemiyorum o da suç oluyor, asosyal oluyorum. Eşime güveniyorum ama ona göre her bayan masum ben kötü niyetliyim, çirkefim. Bu kavgalardan dolayı evlendiğimden beri 7 kilo verdim. Ailem çok üzülüyor, ben de özgüvenimi zedeleyen bu davranışlarından dolayı mıdır nedir, sanki bu adama bağımlı gibi davranıyorum. Birbirimizi çok seviyoruz ama çok sık tartışıyoruz, çıkış yolu bulamıyorum. 

Sorunun Cevabına Geçebiliriz

Uzun bir soru ama oldukça fazla ayrıntı vermiş üzerinde konuşmak için.

“Sevgisini benden esirgediğinde dünyam kararıyor” dediği nokta ve “evet ben kıskancım bunu biliyorum” dediği noktalar önemli.

Sevgisinin ondan esirgenildiğini düşündüğü anlar için kullandığı ifade bence çarpıcı. “Beynimi yutuyorum sanki bu anlarda” diyor. Bu noktaya bakacağız önce. Bir de “evet ben kıskancım dediği, yani kıskancım bunu biliyorum dediği” noktaya. Birincisi, şema odaklı düşünüldüğünde, burada bir şema yaşantısı olmuş olabilir mi, takipçimizin davranışlarını yönlendiren bir şema yaşantısı olabilir mi? 

Mesela bir terk edilme şeması ilk önce akla geliyor. Mesela sevgisini benden esirgediğinde  dünyam kararıyor dediğinde; aslında şöyle bir aşağı doğru sorgulama metoduyla şunu sorabilmek lazım; 

  • Sevgisini senden esirgerse ne olur? Cevabı ben vereyim:
  • Beni sevmemiş olur.
  • Bu ne anlama gelir seninle ilgili?
  • Yani bu evlilik hiçbir işe yaramıyor yani ben eşiyim o beni sevmiyor.
  • Sevilmiyorsan bu ne anlama gelir?
  • Ben sevilmeyecek birisiyim, beni sevmiyor kusurlu muyum, belki hatalarım mı var da beni sevmiyor.  
  • Sevilmeyecek birisi olmak…Bunun senin için anlamı ne? 
  • Ben gerçekten kusurluyum, eksiğim, benim hatalarım var.

Temel İnançları Yakalayabilmek                 

Yukarıdaki soruları sorarak, çocukluk yıllarından itibaren yerleşen bir yanlış inancın, temel düşüncenin izini yakalamış oluruz. Bu temel inanç yani ben sevilecek birisi değilim, ben hatalıyım, ben noksanım düşüncesi oyun bozucu bir temel inançtır. Bireysel terapiyle kişinin kendisine sıkıntı yaşatan temel inancı üzerine biraz çalışması gerekir.

Burada bir de kıskançlık konusuna da bakmak gerekiyor. Eşini  bir kadınla gördüğünde ya da arabaların arasında bir kadına yol verdiğinde bu ne hissettirdi? Kendisini yol verilen kadınla kıyasladı mı? Kendisiyle ilgili zihninde nasıl bir imaj belirdi? Eşinin kendisini nasıl gördüğüyle ilgili nasıl bir düşünce geçti aklından? Bütün bunlar bir araya getirilerek takipçimizin sahip olduğu temel inançlar belirlenebilir. 

Burada takipçimiz şunu diyebilir, ben eşimin problemli davranışlarından bahsediyorum ama siz benim terk edilme şemam, kusurluluk şemam var mı bunu sorguluyorsunuz. Bu soruya şöyle cevap vermek lazım; problemin çözümü hiçbir zaman tek taraflı değildir.

Şema Kimyası

Şema kimyası kavramı burada önemli. Şema kimyasında çiftlerin birbirlerini nasıl seçtikleri, birbirlerinin uyumsuz olan, birbirlerine sıkıntı yaşatan şemalarını çiftlerin nasıl devam ettirdikleri gibi sorular ele alınmaktadır. Uyumsuz şemaları olan insanlar bu uyumsuz şemalarını devam ettirecek eşleri buluyor. Örneğin takipçimizin eşinden duygusal destek beklediğini de görüyoruz. Eşinin takipçimize yönelttiği hakaret ifadeleri ise eşinin biraz soğuk belki biraz daha sert bir yapıya sahip olduğunu bize gösteriyor. Burada takipçimizin duygusal yoksunluk şeması da olabileceğini düşünebiliriz. 

Örneğin şema kimyası burada nasıl işlemiştir? Eğer eşinden duygusal destek bekliyorsa takipçimiz, kendisine bulduğu eş bunu tam olarak yerine getirmeyecek veya getirse bile takipçimizin duygusal yoksunluk şeması dolayısıyla o desteği algılayamayacağı bir ilişki modeli gelişmiş olabilir. Şemaların ilişkilerini nasıl etkilediğinin ayrıntılı olarak ortaya çıkarılmasıyla bu ilişkide mesafe kat edilebileceğini düşünüyorum. Bunun sonucunda takipçimizin ve eşinin lezzet alacağı, ağızlarının tadıyla yaşayacakları bir ilişkileri olabileceğini söyleyebilirim.

İlişkimizdeki Sorunlarda Benim Payım Nedir?

Burada önemli bir yaklaşımdan bahsetmekte yarar var. Bir birey olarak ilişkimdeki sorunlarda nasıl bir payım var? Bu bakış açısıyla bakmakta her zaman fayda var. Diğer türlü sadece şikâyet edip, eşimizin, sevgilimizin sahip olduğu problemleri ortaya dökerek çözüm arama gibi bir durum ortaya çıkıyor. Hiçbir zaman sadece problemli olduğu iddia edilen eş üzerinden çözüm yolu aranmaz. Çünkü bu bir ilişki. Bir ipin nasıl ki iki ucu, bir değneğin nasıl ki iki ucu varsa ve o iki uç ortada bir noktada sürekli birbiriyle iletişim halindeyse; bu problemin devam etmesinde veya ortaya çıkmasında iki tarafın da etkisi vardır diyebiliriz. Bu anlamda probleme bu bakış açısıyla bakmak ve çözüm aramak gerekir diye düşünüyorum.

İlişki Problemleri Konusunda

Bilgi İçin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.